5 Ocak 2009 Pazartesi

Sait MADEN


Müzik ruhun gıdasıdır derler. Derler ama yalnızca müzik ruh için yeterli midir? Nietschze için bu böyledir. Hatta insan sesinin müziği körelttiğini söylemiştir. Müzik tek başına tüm evreni içine alabilecek bir derinliğe sahiptir. Fakat insan sesi, kullanabilenle, müthiş bir içsellik katar müziğe. Çoğu insan müziği insan sesinde ibaret sayıp öyle konuşsa da, gerçek bambaşkadır.

Kelimeler işin başka bir boyutundadır. Boyut belki de müziğin evrenselliği kadar olmasa bile, ondan da fazla altta kalmaz hani. Sözcükler o kadar fazla şey anlatır ki…Aşk bile sözcükler karşısında duramaz, çoğu insan tersini söylese de. Sadece müzik için değil, kültürlere ışık tutar sözcükler. İnsan her şekilde harmanlar onları, mucizevi bir zevk haline getirir.

“Gök boşluğu, ıssızlık, hava.
Deniz. Çepçevre hiçlik.
Karanlık.
İlk ürperiş. Aydınlığı yaran ilk söz:
Kuihi – kuaha:
Kurusun toprak,
Çekilsin deniz.
Güneş gelir, büyük aydınlık;
Ay gelir, küçük aydınlık;
Yıldızlar gelir.
Kuihi – kuaha.
Gelir Make – Make ilk insan.”

Sözcükler bambaşka anlamlar kazanır, farklı insanlarla. Çoğu kalemleriyle yön verir onlara. Bazıları sadece söylemekle yetinir. Fakat çok farklı olaylar gelişir bu zahmetli cennette.

Hayat, nerden bakarsanız ona göre şekil alır kendi içinde. “İyimserlik, kötümserlik...” Objektiften bakınca, bambaşka haller alır. Gerçekçiliğin dışına çok rahatça adım atar. Fotoğraf, müzik kadar olmasa da, evrenselliğin en üst noktasına tırmanmıştır. Hem de hiç zorlanmadan. Grafik ise hayatımıza ondan sonraları girmiştir. Onunla beraber grafiklerle tanışmış, hayatımız değişmiştir.

Görüp görebileceğiniz en cesur, belki de “o” dur. Zorlukların en büyüğüne yoktan başlayarak, en önemlisi var edemeden, ilerlemiştir.

Bundan çok değil 77 yıl önce…Yer Çorum.

Gayet masumane bir çocukluk geçirdikten sonra, çok tuhaftır, çevresinin ısrarıyla akademiye başlar. Hayatında ki en büyük isteği gerçekleşmiş ve Güzel Sanatlar Resim Bölümü’ ne ortaokuldan sonra geçmiş, liseyi de orda okumuştur. Ve akademiden 6 yıl sonra mezun olur. Kendini bu 6 yılda çok fazla geliştirir. Türkiye’nin en büyük sergilerine kapaklar panolar hazırlar. En başında da bahsettiğim gibi, sözcüklerle öyle güzel oynar ki. Ta ki 15 yaşından beri. Bir dahidir o. Kendine has tarzıyla.

O Sait MADEN dir. Bu ülkenin ilk grafikeri, en büyük grafikeridir.
Dünyada ki en zor işten alnının akıyla çıkmıştır. Çizimleriyle kendine has şiirler yazar ve bunları daha sonra sözcüklere döker.

“ Âtman başlangıçta tek başına “bu” idi.
Başka hiçbir şey göz açmazdı.
Düşündü: Dünyaları var kılmak isterim…”

7000 den fazla eser çizmiştir. Kelimeleri içinde gizlemiş tüm dünya ya duyurmuştur. Türklüğe aşık bir ilim adamıdır. Tüm bunların ötesinde gerçek bir insandır.

Kötü giden her şeye bi isyanı vardır. Bu zamana kadar inanılmaz şekilde çizimleriyle haykırır bunları. “Çizimleri fark yaratır.”

Bir çizerde ki tüm özellikler ellerinde harmanlanmıştır. Hat sanatına taş çıkartan tuştu, kültürümüze mal olmuş resmin tarihinin her ayrıntısı beyninde ki sinir hücrelerinde gezinir. “Deseni çok sağlamdır.”

Kendisi çizimlerinde Picasso’yu anlattığını söyler ama bambaşka bir Picasso yaratmayı başarmıştır.

“Türk Grafik Sanatı Tarihi” onun belki de asla bir daha bir araya gelemeyecek şekilde derlediği fakat destekçi bulamadığı için bizlere sunamadığı naçizane mirasıdır.

Bu çalışmasının başlangıç tarihi: 1979’dur. İki sanatçı arkadaşı(Selçuk Batur ve Ferit Erkman) ile yola çıkan Maden, bu tarihin başlangıcını 1730 olarak almıştır. Tesadüf değil İbrahim Müteferrika o yıl matbaayı bu topraklara getirmiştir. “Grafik sanatı; baskı yöntemiyle çoğaltılan ve toplumun ilgili kesimlerine dağıtılan ürünler toplamıdır.” der Sait Maden. Bu yüzden de bu tarihi seçmiştir.

18 yaşındayken İstanbul’un belli başlı profesyonel çevirmenlerinin katıldığı yarışmada birincilik kazanan bu Türk dahisi, ilham kaynağı olarak beynini öne sürer her zaman için. 2004 yılında Şili cumhurbaşkanı “Pablo Neruda” çevirisi için madalya ile ödüllendirmiştir kendisini.

İşini gerçekten seven ve asla şikayet etmeyen minnetini dile getirmesini çok iyi bilen bir sanatçıdır o.

Birbirinden harika şekilde uyarladığı çevirilerinin yanı sıra, kendisi kaleme aldığı eserleri asla yok sayılamaz. Her zaman en doğru yolu gösteren, hep ileriyi işaret eden, emek olmadan, bir çaba sarf etmeden insanın hiçbir şey elde edemeyeceği onun zihninde çok büyük bir yer kaplar. Dünyada ki her gelişme onun için çok önemlidir.

Daha söylenecek çok sözler var onun için. O Türk grafik sanatının mimarı, babasıdır. Tam bir edebiyatçı ve ilericidir. Başarı için her şey elinde mevcuttur ve bunu kullanmasını bilen eserlerinde ki güzelliği elinin çizdiği doğrultu da oluşturan yegane bilim ve sanat adamı Sait MADEN’dir “o”.

Hiç yorum yok: